Sağ kalan eş ecrimisil öder mi? Yargıtay kararları ışığında, özgüleme davası ve ecrimisil sorumluluğu detaylı şekilde ele alınmaktadır. Miras hukukuna ilişkin önemli bilgiler.|Elazığ Avukat
- burak can kaymaz
- 2 gün önce
- 9 dakikada okunur
Sağ kalan eşin miras bırakanın taşınmazında oturmaya devam etmesi, uygulamada sıkça ecrimisil uyuşmazlıklarına yol açmaktadır. Özellikle özgüleme davası ile ecrimisil taleplerinin kesiştiği durumlarda, Yargıtay kararları yol gösterici niteliktedir. Bu yazıda, sağ kalan eşin ecrimisil sorumluluğu güncel içtihatlar ışığında ele alınmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/1332 E. , 2024/4564 K.
GİRİŞ
I) UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ BAŞVURUSU VE KONUSU:
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu, 23.12.2021 tarihli ve 2021/13 Esas - Karar sayılı kararı ile; kesin nitelikte verilen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1856 Esas, 2021/1547 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1790 Esas, 2021/829 Karar sayılı kararları arasında; sağ kalan eşin murise ait aile konutu niteliğindeki taşınmazda oturması halinde, sağ kalan eş aleyhine yasal mirasçılar (veya mirasçılardan birisi) tarafından açılan ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davasında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 240 ıncı ve 652 inci maddesi hükümlerine göre açılmış ve kabul edilerek kesinleşmiş özgüleme davasının, sağ kalan eşi dava tarihinden itibaren haksız işgalci sıfatından kurtarıp kurtarmayacağı hususunda farklı hükümler olduğundan, uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanunu'nun 35 inci maddesi gereğince Yargıtay 1. Hukuk Dairesince giderilmesi talep edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2022/192 -1562 Esas - Karar sayılı ve 24.02.2022 tarihli iş bölümü Kararıyla talebin dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
ll) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
Bursa Bölge Adliyesi Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1856 Esas, 2021/1547 Karar sayılı, kararında; "... dava konusu 2 numaralı bağımsız bölümün muris ile davalı Hadice Kurt'un aile konutu olduğu, davalı Hadice Kurt tarafından eldeki davanın davacıları aleyhine 2 numaralı bağımsız bölümün miras hakkına mahsuben kendisine özgülenmesi talebiyle açtığı davanın, Bursa 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/548 Esas, 2019/409 Karar sayılı ve 13.03.2019 tarih kararı kabul edilerek bağımsız bölümün davacı Hadice Kurt'a özgülenmesine karar verildiği, kararın 25.06.2019 tarihinde kesinleştiği, bu itibarla dava konusu 2 numaralı bağımsız bölümün davalı Hadice Kurt'un aile konutu olduğu, davalının taşınmazı bu nedenle kullandığı, taşınmazı kiraya vererek gelir elde etmediği gibi bağımsız bölüm kesinleşen karar ile miras hakkına mahsuben davalıya özgülendiğinden davalı taşınmazda haksız işgalci sayılmayacağı, Yargıtay 1.HD.'nin 15.04.2014 tarih 2014/5633 Esas, 2014/7719 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu, davalının ecrimisilden sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerektiği ...." gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile "...davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına... yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine..." karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1790 Esas, 2021/829 Karar sayılı Kararında ise; "... İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davaya konu taşınmazın tarafların ortak murisi Mehmet Yavuz Çerçi'den intikal ettiği, 3/4 hissesinin davacı, 1/4 hissesinin davalı adına kayıtlı olduğu, dairenin davalının kullanımında olduğu, intifadan men koşulunun ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 günlük ödeme süresinin eklenmesiyle bulunan 26.02.2015 tarihinde gerçekleştiği, intifadan men tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için davacının ecrimisil talep edebileceği, özgüleme davalarına verilen kabul kararının geçmişe yönelik sonuç doğurmayacağı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalı tarafından TMK'nun 652 inci maddesine dayalı olarak açılan davası sonucunda, davanın kabulü halinde TMK'nun 705/2 inci maddesi uyarınca tescile ilişkin mahkeme ilamı ile davalının taşınmazın mülkiyetini edineceği, bağlı olarak miras yoluyla taşınmazda hak sahibi olan davacının, mahkeme ilamının kesinleştiği tarihe kadar taşınmazda zilyet olarak bulunan davalıdan ecrimisil talep edebilme hakkının bulunduğu, bu talep hakkı anılan yasal düzenlemelerin sonucu olarak ortaya çıktığı..." gerekçesiyle "...davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.
lII)- YASAL MEVZUAT
A)18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesinde;
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
B) “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinde;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
C) 5235 Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun,
“Başkanlar kurulunun görevleri” kenar başlıklı 35. maddesinde;
“Bölge Adliye Mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulu kendi aralarında toplanır ve aşağıdaki görevleri yaparlar:
1. Daireler arasında çıkan iş bölümü uyuşmazlıklarını karara bağlamak,
2. (Mülga)
3. Re'sen veya Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda Bölge Adliye Mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir Bölge Adliye Mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,
D)4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Aile konutu ve ev eşyası" başlıklı 240 ıncı maddesinde ;
"(1)Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.
(2)Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
(3)Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
(4)Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır."
E) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Aile konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe özgülenmesi" başlıklı 652 inci maddesinde;
"(1)Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
(2)Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
(3)Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır."
F) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması" ve "Tescil" alt başlıklı 705 inci maddesin;
" (1)Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
(2)Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."
G) 6100 sayılı Hukuk Usulü Kanunu'nun "İnşaî dava" başlıklı 108 inci maddesinde;
"(1) İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukuki durum yaratılması veya mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir.
(2) Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır.
(3) Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe etkili değildir."
hükümleri yer almaktadır.
E) YARGI İÇTİHATLARI:
"Sağ kalan eş mirasçı ise; miras paylaşımında, aralarındaki mal rejimi ister edinilmiş mallara katılma rejimi, ister mal ayrılığı, ister paylaşımlı mal ayrılığı, ister mal ortaklığı olsun, katılma olanağı bulunsun veya bulunmasın mal rejimindeki hakları dışında, mirasın paylaşımında aile konutu ve ev eşyalarının kendisine özgülenmesini isteyebilecektir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir." (Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 2016/16396 Esas, 2020/4767 Karar sayı ve 09/09/2020 tarihli Kararı)
"Türk Medeni Kanunu'nun 652. madddesinde yer alan tereke mallarından birinin mirasçılardan birine miras hakkına mahsuben özgülenmesi, paylaştırma niteliğinde olup, özgüleme kararı, o mal üzerindeki mirasçıların “elbirliği” şeklindeki ortaklığının izalesi sonucunu hasıl eder." (Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 2015/18160 Esas,2017/614 Karar sayı ve 26.01.2017 tarihli Kararı)
"Ecrimisil, malikinin rızası dışında taşınmazının gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle ödenen tazminattır. Malikinin rızası dışında taşınmazı eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler de fuzuli şagil(işgalci) denir. TMK'nın 995 inci maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar." (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022/2281 Esas, 2023/4214 Karar sayı ve 27.09.2023 tarihli Kararı)
"Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur." (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2006/10391 Esas, 2006/12521 2021/4699 Karar sayılı ve 13.12.2006 tarihli kararı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2020/126 Esas, 2021/4699 Karar sayı ve 02.06.2021 tarihli Kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022/5968 Esas, 2023/95 Karar sayı ve 11.01.2023 tarihli Kararı)
"Kural olarak, intifadan men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır." (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/8139 Esas, 2013/10200 Karar sayılı ve 18.06.2013 tarihli kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/488 Esas, 2024/982 Karar sayı ve 20.02.2024 tarihli Kararı)
IV- GÖRÜŞ VE GEREKÇE :
TMK'nın 652 inci maddesinde, TMK'nın 240 ıncı maddesinde yer alan katılma alacağı yerine, miras payından bahsedilir. TMK'nın 240 ıncı maddesinde sağ kalan eşe konut üzerinde öncelikle intifa veya oturma hakkı, ardından haklı nedenlerle mülkiyet hakkı tesisine yönelik talep hakkı tanınmışken; TMK'nın 652 inci maddesinde ise öncelikle mülkiyet, ikincil olarak intifa veya oturma hakkı tesisine yönelik bir talep hakkı tanınmıştır. Gerek TMK'nın 240 ıncı maddesi, gerekse miras hukukuna ilişkin TMK'nın 652 inci madde hükmünde benzer nitelikte bir düzenlemeye gidilmiş olup; 240 ıncı maddede yasa koyucu edinilmiş mallara katılma rejiminde, 652 inci madde hükmünde de katılma alacağı olmayan eş bakımından mirasın paylaşılması aşamasında sağ kalan eşi korumayı ve eski yaşantısının devamını sağlamayı amaçlamıştır.
Öte yandan uyuşmazlığın giderilebilmesi açısından özgüleme davasının hukuki niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Sağ kalan eşe tanınan mülkiyet hakkı tesisini talep yönündeki hakkın niteliği bakımından doktrinde farklı görüşler ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Bir görüşe göre bu hak, “yenilik doğurucu hak” niteliğindedir ve tek taraflı irade beyanı ile borç altına sokulmakla gerçekleşen bir “ifa ikamesi” söz konusudur; diğer görüşe göre ise bu hak, sağ kalan eş lehine tanınan “yasal alım hakkı” niteliğindedir; son görüşe göre ise bu hak, “şahsi nitelikte talep hakkı”dır.
Kanun koyucu lafzi olarak TMK'nın 240 ıncı maddenin 3 üncü fıkrasında, 652 inci maddenin ise 1 inci ve 2 inci fıkralarında sağ kalan eşe "mülkiyet hakkının tanınabileceğini/istenilebileceğini" açık olarak belirtmiştir. Bir kimsenin tek taraflı irade beyanıyla yeni bir hukuki ilişki meydana getirebildiği hallerde kurucu (inşai-yenilik doğurucu) hakların varlığından sözedilir. Kural olarak inşai hak sahibinin bu hakkını tek taraflı olarak kullanmasıyla hukuki sonuç doğurur. Ancak bazı inşai haklarda hak sahibinin bu hakkını tek taraflı olarak kullanmasıyla hukuki sonuç kendiliğinden doğmaz. Bu inşai hakların mutlaka mahkeme aracılığı ile kullanılması gerekir. Mahkeme inşai davanın kabulüne karar verirse bu karar inşai niteliktedir. Çünkü bu kabul kararı ile yeni bir hukuki durum yaratılır. Bu durumda açılan davaya inşai dava denilebilir ve bu inşai hakkına dayanarak mahkemeden bir hukuki durumun değiştirilmesine veya kaldırılmasına veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasına karar verilmesini ister. İnşai davaların kabulü halinde verilen inşai kararlar kural olarak geleceğe etkilidir. Yani bu hakkın kazanılması ile ortaya çıkan yenilik doğurucu etki kural olarak gelecek için olup geçmişe etkili değildir. Geleceğe etkili inşai davaların kabulü halinde verilen inşai kararlarda hukuki durumdaki değişiklik diğer bir söyleyişle yeni hukuki durum yaratılması ancak inşai kararın kesinleşmesi ile meydana gelir. İnşai hükümlerin geçmişe etkili olması istisna olup, ancak özel bir neden bulunması halinde mümkündür. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/13788 Esas, 2014/16102 Karar sayı ve 21.10.2014 tarihli Kararı). Benzer şekilde, kişisel hakka dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları da, talep eden lehine mülkiyetin naklini amaçlandığından geleceğe etkili inşai (kurucu-yenilik doğurucu) dava niteliğindedir.
Taşınmaz mülkiyetinin özgüleme davası sonucu sağ kalan eşe devredildiği, özgüleme davasına ait mahkeme ilamının kesinleştiği tarihe kadar sağ kalan eşin taşınmazda diğer mirasçılarla birlikte elbirliği mülkiyet hükümlerine göre paydaş olduğu, özgüleme davalarında bedelin diğer paydaşlara ödenmesi ve hükme en yakın tarihteki bedelin tespit edilerek depo edilmesi karşısında da hukuki niteliğinin geleceğe etkili- kurucu (inşai-yenilik doğurucu) olduğu ve bu dava bakımından inşai hükmün geçmişe etkili olması yönünde özel ve istisnai yasal bir düzenlemenin bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, davacının mahkeme ilamının kesinleştiği tarihe kadar taşınmazda zilyet olarak bulunan davalıdan ecrimisil talep edebilme hakkının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle özgüleme davasının kabulü halinde, davacı ya da davacıların ecrimisil talebinin reddedilmesi gerektiği yönündeki görüşe katılma imkanı bulunmamaktadır. T.C. Anayasasının "Mülkiyet Hakkı" kenar başlıklı 35 inci maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokolün "Mülkiyetin Korunması" kenar başlıklı 1 inci maddesi ile 6800 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 108 inci maddelerinde yer alan düzenlemeler karşısında, taşınmazda özgüleme davasının kesinleştiği tarihe kadar miras bırakanın ölümü nedeni ile elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi mülkiyet hakkı bulunan mirasçıların hakları da korunmuş olacaktır.
SONUÇ: Sağ kalan eşin murise ait aile konutu niteliğindeki taşınmazda oturması, sağ kalan eş aleyhine yasal mirasçılar tarafından ecrimisil (haksız işgal tazminatı) açılması ve sağ kalan eş tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 240 ıncı ve 652 inci maddesi hükümlerine göre açılarak kabul edilmiş ve kesinleşmiş özgüleme davasının bulunması halinde sağ kalan eşin, diğer paydaşların rızasının kalktığı tarihten özgüleme davasının kesinleştiği tarihe kadar diğer mirasçılılara karşı ecrimisil (haksız işgal tazminatı) ile sorumlu bulunduğu, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun, “Başkanlar kurulunun görevleri” kenar başlıklı 35. maddesi gereğince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1856 Esas, 2021/1547 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1790 Esas, 2021/829 Karar sayılı kesin nitelikte kararları arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine oy birliği ile karar verildi
Sağ Kalan Eş Ecrimisil Öder mi? Yargıtay Kararı Açıklaması
Ecrimisil ve Özgüleme Davası: Sağ Kalan Eşin Sorumluluğu
Miras Hukukunda Ecrimisil: Sağ Kalan Eşin Yükümlülüğü Nedir?
Aile Konutunda Oturan Eş Ecrimisil Öder mi? (Yargıtay Kararı)
Özgüleme Davası Kazanılırsa Ecrimisil Kalkar mı?
Sağ Kalan Eşin Hakları ve Ecrimisil Sorumluluğu
Ecrimisil Davası Ne Zaman Doğar? Yargıtay İçtihatları
Mirasçılar Arasında Ecrimisil Sorunu ve Çözümü
İntifadan Men ve Ecrimisil İlişkisi (Detaylı Anlatım)
Elazığ Avukat Açıklıyor: Ecrimisil ve Özgüleme Davası
sağ kalan eş ecrimisil
ecrimisil nedir
özgüleme davası nedir
miras hukukunda ecrimisil
intifadan men nedir
aile konutunun özgülenmesi
ecrimisil davası şartları
sağ kalan eş hakları
mirasçılar arasında ecrimisil
elazığ avukat miras hukuku
ecrimisil hesaplama
ortak taşınmaz kullanımı
paydaşlar arasında ecrimisil


Yorumlar