top of page

MİRASÇI KİMDİR? YASAL MİRASÇILAR KİMLERDİR?

Mirasçı nedir ve kimdir?


miras tarla

Gerçek bir kişinin ölüm veya ölüme benzer haller gerçekleştiğinde (gaiplik, ölüm karinesi vb.)özel hukuk ilişkilerinin aktarıldığı kişiye mirasçı denir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre ise mirasçı; bir mirastan yasalar gereğince yararlanan kimse; kalıtçı, vâris olarak tanımlanmıştır.


Türk Medeni Kanuna Göre Yasal Mirasçılar Kimlerdir?

Türk Medeni Kanunu m.495 vd. Türk hukukundaki yasal mirasçıları düzenlemektedir. Türk Medeni Kanunu yasal mirasçıları kan hısımları, sağ kalan eş, evlatlık ve devlet olarak düzenlemiştir. Türk Medeni kanununa göre yasal mirasçıları başlık başlık inceleyecek olursak:


1-      KAN HISIMLARI

Kan bağı dolayısıyla oluşan hısımlık ve mirasçılıktır. Kan hısımlarından kimlerin mirasçı olabileceği aşağıda düzenlenmiştir.

a.       Altsoy


çocuklar ve torunlar miras

Türk Medeni Kanunu m. 495’e göre mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur.  Altsoy ne demektir? Altsoy; Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kişinin kendi çocukları ve çocuklarının çocukları; füru olarak tanımlanmaktadır.

Çocuklar mirasbırakanın altsoyu olup birinci derecede mirasçıdırlar.

Çocukların miras payları nedir? Çocuklar eşit olarak mı mirasçıdır? Kız çocuğu ile erkek çocuğunun miras payları farklı mıdır?

Türk Medeni Kanuna göre çocuklar eşit olarak mirasçıdır. Yani ne kız çocuğunun ne de erkek çocuğunun miras payı kardeşininkinden fazla ya da az değildir.

Mirasbırakanın çocuğu mirasbırakandan önce ölmüş ise ona düşen mirasa ne olacaktır?

Türk Medeni Kanununa göre; mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bu duruma kök içinde halefiyet ilkesi denmektedir.

b.      Ana ve Baba

Bir mirasbırakanın alt soyu bulunmuyor ise onun mirasçıları ana ve babasıdır. Mirasbırakanın ana ve babası mirastan eşit pay alırlar. Ananın veya babanın birbirine karşı miras payında bir üstünlüğü bulunmamaktadır.

Ana veya babası mirasçı olduğu halde mirasbırakandan önce ölmüş ise ana veya babaya düşen miras kimin olacaktır?

Türk medeni kanuna göre mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Yani mirasbırakanın kardeşleri ve onların alt soyu mirasbırakana mirasçı olurlar.

Peki, miras bırakanın kardeşi veya kardeşlerinin altsoyu yok ise ve aynı zamanda mirasçı ana ve babadan biri de mirasbırakandan önce ölmüş ise bu durumda ölmüş olan mirasçı ana veya babanın miras payı ne olacaktır?

Bu durum Türk Medeni Kanununda çözümlenmiştir. Türk Medeni Kanuna göre bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır. Yani yukarıda anlattığımız şartlarda mirasçı olan ana mirasbırakandan önce ölmüş ise onun miras payı babaya, baba ölmüş ise onun miras payı anaya geçecektir.

c.       Büyük ana ve büyük baba

Bir mirasbırakanın altsoyu bulunmaz ise onun mirası ana ve babasına geçmektedir. Mirasbırakanın altsoyu olmadığı için mirasçı olan ana ve babası mirasbırakandan önce ölmüş iseler ve ana ve babanın herhangi bir altsoyu hayatta yok ise bu durumda mirasbırakanın mirası büyük analarına ve büyük babalarına geçecektir. Türk Medeni Kanunu m. 497 bu durumu şu şekilde açıklamıştır:

Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar.

Mirasçı olan büyük analardan biri yahut büyük babalardan biri mirasbırakandan önce ölmüş ise bu durumda kendilerine düşen miras payına ne olacaktır? Türk Medeni Kanuna göre kök içinde halefiyet ilkesi gereğince mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.

Bilindiği üzere bir mirasbırakanın hem ana tarafından büyük ana ve büyük babası vardır hem de baba tarafından büyük ana ve büyük babası vardır. Çoğu zaman mirasçı büyük ana ve büyük babalar miras bırakandan önce vefat etmektedir. Peki mirasbırakandan önce vefat eden büyük ana veya büyük babanın altsoyu bulunmuyorsa ne olacaktır? Örnek vermek gerekirse miras bırakanın ana tarafından mirasçılarından büyük anası alt soy bırakmadan vefat etmiş ana tarafından büyük baba ise sağdır. Bu durumda büyük anaya düşen miras payı kime aittir? Kanun koyucu bu durumu şu şekilde düzenlemiştir:  Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır. Yani örneğimizde mirasbırakanın ana tarafından büyük anasına düşen miras payı mirasbırakanın ana tarafından büyük babasına geçecektir.

Peki; örnek olarak mirasbırakanın ana tarafından mirasçı büyük anası ve büyük babasının her ikisi de mirasbırakandan önce altsoy bırakmadan ölmüş ise onlara düşecek miras payına ne olacaktır? Bu durum kanun koyucu tarafından şu şekilde düzenlenmiştir: Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır. Yani örneğimizde mirasbırakanın ana tarafından büyük ana ve büyük babası mirasbırakandan önce altsoy bırakmadan öldüğünden onlara düşen miras payı mirasbırakanın baba tarafından büyük ana ve büyük babasına geçecektir.

Büyük ana ve büyük babanın mirasçılığında mirasçılar arasından mirasbırakanın sağ kalan eşi var ise kanun koyucu bu duruma özel bir düzenleme getirmiştir.  Bu özel duruma göre mirasçılar arasında sağ kalan eş var ise büyük analar, büyük babalar ve onların çocukları hayatta değil ise bütün miras eşe geçecektir.  Yani sağ kalan eş, üçüncü zümrede sadece zümre başları ve onların sadece çocuklarıyla (amca, hala, teyze ve dayı)mirasçı olur.  Eğer zümre başlarının çocukları (hala, dayı, teyze, amca) hayatta değilse ancak onların torunları (kuzenler) hayattaysa, yine sağ kalan eş mirasın tamamını alır. Eşin varlığı, bu torunların (mirasbırakanın kuzenlerinin, amca teyze dayı hala çocuklarının) mirasçılığını engeller.

d.      Evlilik Dışı Hısımlar

Her çocuk resmi bir evlilik içerisinde doğmamaktadır. Bazen imam nikahıyla evli olanların o evlilikten çocukları olmakta bazen ise ne imam nikahı ne de resmi bir nikah olmadan kişiler yaşadıkları ilişki sonucu çocukları olabilmektedir.  Bu durumda evlilik dışı doğan çocuk mirasçı olabilecek midir?

Belirtmek gerekir ki çocuk ile ana arasında soybağı doğum ile kendiliğinden kurulmaktadır. Yani çocuğun evlilik içinde olması yahut evlilik dışında olması ana ile çocuk arasındaki soybağını etkilememektedir. Çünkü ana ile çocuk arasındaki soybağı kendiliğinden kurulduğundan tanıma yahut mahkeme kararı gerekmemektedir. Oysa evlilik dışı doğmuş bir çocuğun babası için bu durum geçerli değildir. Baba ancak doğan çocuğu tanırsa yahut mahkeme kararıyla çocuğun babası olduğuna karar verilirse çocuk ile baba arasında soybağı kurulmuş olur. Aksi takdirde evlilik dışı doğmuş bir çocuk ile baba arasında bir soybağı kurulmadığından çocuk babaya mirasçı olamayacaktır. Peki, tanıma ne demektir? Tanıma; babanın, nüfus memuruna, mahkemeye, notere veya konsolosluğa yazılı başvurarak resmi senette ya da vasiyetnamede çocuğun kendisinden olduğunu beyan etmesidir.

Evlilik dışı hısım ile tanıma yahut mahkeme kararıyla soybağı kurulduğu takdirde evlilik dışı çocuk evlilik içinde doğanlar gibi mirasçı olabilmektedir. Bu husus Türk Medeni Kanunu m. 498’de düzenlenmiştir. TMK m.498’e göre; evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.


2-      SAĞ KALAN EŞ


evli  çift miras

Yasal mirasçılardan bir diğer kişi sağ kalan eştir. Sağ kalan eşin miras payı kanun koyucu tarafından farklı durumlar için farklı şekilde düzenlenmiştir. Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:   

1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,

2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,

3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.

Kanun madde başlığından da anlaşılacağı üzere eşin mirasbırakan öldüğünde geçerli bir evlilikle evlilik bağı olan eşin sağ olması gerekmektedir. Aksi takdirde eş mirasçı olamayacaktır.

Hemen belirtmek gerekir ki eşin mirasçı olabilmesi için evliliğin hukuk düzeni içinde kurulmuş olmasına bağlıdır. Yani örneğin imam nikahlı eş mirasçı olamayacaktır yahut nişanlılar birbirlerine mirasçı olamayacaktır. Ayrıca yok hükmünde sayılan evliliklerde de eşler birbirlerine mirasçı olamayacaktır.

Eşler hakkında tarafların açtığı dava sonucunda mahkemece ayrılık kararı (boşanma kararı değil) verilmiş olursa ve ayrılık kararı içinde taraflar ayrı yaşasalar dahi bu süreç içinde taraflardan biri öldüğü takdirde diğer taraf ölen eşine mirasçı olmaktadır. Çünkü taraflar mahkeme kararıyla birbirlerine eş olma statüsünü kaybetmemişlerdir.

Boşanma Davasının Sağ Kalan Eşin Mirasçılığına Etkisi

Eşler boşandıktan sonra birbirlerine eş olma özelliklerini kaybettiklerinden artık birbirlerine mirasçı olamayacaklardır. Nitekim bu husus Türk Medeni Kanunu M.181’de kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir.

TMK m.181: Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

Peki, eşlerden biri boşanma davası devam ederken vefat ederse diğer eş mirasçı olabilecek midir?

Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde evlilik boşanma nedeniyle değil ölüm nedeniyle sonlandığından sağ kalan eş mirasçı olarak kalmaya devam edecektir. Bununla birlikte mirasbırakanın mirasçıları boşanma davasını takip eder ve sağ kalan eşin boşanma davasında kusurlu olduğunu kanıtlaması halinde sağ kalan eş mirasçılığını kaybeder. Bununla ilgili düzenleme TMK m.181 f.2’de düzenlenmiştir:

TMK m.181 f.2 : Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Evliliğin Butlan Nedeniyle İptali Halinde Eşin Mirasçılığı

Evliliğin butlan nedeniyle iptali ancak mahkeme kararı ile olabilmektedir. Mahkeme kararı olmaksızın batıl bir evlilik sıhhatli bir evliliğin bütün hüküm ve sonuçlarını ortaya çıkarmaktadır.

Evliliğin batıl bir evlilik olduğuna karar verilmesi halinde burada mirasçı olan eşin batıl evlilikte iyi niyetli olup olmadığına bakılması gerekmektedir.  Butlan davası sonucunda evlenme sırasından iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamayacağı gibi daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarrufla kendisine yapılan kazandırmaları da kaybedecektir.

Bir evlilik mutlak butlanla yahut nispi butlanla sakat olabilmektedir. Evlilik mutlakla butlanla sakat ise mirasbırakan öldükten sonra mirasçıları evliliğin mutlak butlanla sakat olduğunu dava edebilirler. Oysa nispi butlanla sakat olan bir evlilikte miras bırakan vefat ettikten sonra mirasçıları evliliğin nispi butlanla sakat olduğunu dava edemezler.


3-      EVLATLIK

Evlatlık kurumu Türk Medeni Kanununda düzenlenmiş olup TMK m.315 gereği evlatlıkla evlat edinen arasında soybağının mahkeme kararıyla kurulabileceğini belirtmiştir. Mahkeme kararı kurucu niteliğinde bir karar olup mahkeme kararı olmaksızın kimse evlat edinemez.

Evlatlık ve alt soyu evlat edinene tıpkı kan hışmı gibi mirasçı olmaktadır. Bununla birlikte evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki evlatlığın kendi öz ailesinden olan mirasçılığı da devam eder.


4-      DEVLET

Mirasçı bırakmaksızın ölen mirasbırakanın mirası ne olacaktır? Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının devlete geçeceği Türk Medeni Kanunu m. 501’de düzenlenmiştir.


Mirasçılar, mirasçılık ve yasal mirasçılar hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Elazığ'da bulunan ofisimizde sizleri ağırlamak isteriz yahut telefonla tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.


Avukat Burak Can KAYMAZ

ELAZIĞ BAROSU

12 görüntüleme0 yorum

Commenti


Yazı: Blog2_Post
bottom of page